Hakkımızda

Andırın Kahramanmaraş’ın ilçesidir.

Geleneksel El Sanatlarımız:

Bakırcılık:

Kahramanmaraş’ta çok eski bir geçmişe ve geleneğe sahip olan bakırcılık sanatı, 1950’li yıllardan itibaren ivme kazanmış ve Türkiye’nin her yerine ürün ihraç eder hale gelmiştir (Dedeoğlu, 1996:66). Bakırın dövülerek şekillendirilmesi ve süslenmesiyle ortaya çıkan mutfak eşyaları ve çeşitli süs eşyalarının imal edildiği bir geleneksel el sanatı olan bakırcılık, yaygın bir şekilde devam etmektedir. Bakırcılar çarşısının yanı sıra semerciler çarşısında da bakırcılar çoğunlukta bulunmaktadır. Pek çok bakırcı ustası tarafından icra edilen bu sanatın izlerine Kahramanmaraş’ta hemen her evde rastlanılmakladır. Günümüzde bakırcı esnafı tarafından üretilen tencereler, kazanlar, kahve takımları, paşa mangalları, sürahiler, tepsiler çeşitli motiflerle bezenmekte, yurt içinde ve yurt dışında pazarlanmaktadır.

Bakırın işlenmesinde dövme tekniği kullanılmaktadır. Dövme tekniği “çukurlama” ve “toplama” denilen iki ayrı yöntemle uygulanmaktadır. Nakış işleme ise “kabartma” ve “zımba nakış” yöntemleriyle gerçekleştirilmektedir. Keski kalemleriyle çizilen motifler darbe kalemleri ve ağızlarında çeşitli motif kalıpları bulunan zımbalara vurulması suretiyle bakır üzerine işlenmektedir. Vazo, saksılık, tepsi, leğen, teşt, kulplu tas, bakraç, aşurelik, kapaklı sahan, kazan, mangal, şampanya kovaları, büyük boy tarhana ve dondurma kazanları ve çeşitli dekoratif süs eşyaları üretilen ürünler arasındadır. Üretilen ürünlerin büyük çoğunluğunu turistik amaçlı süs eşyaları oluşturmaktadır. %70 oranında bakır ve %30 oranında çinko karıştırılarak elde edilen pirinç de bakırcı esnafı tarafından motiflerle işlenmekte ve çeşitli ürünler elde edilmektedir.

Kuyumculuk:

Kahramanmaraş’ta önemli bir sektör haline gelmiş geleneksel el sanatlarındandır. Kuyumcular Çarşısı’ndaki atölyelerde hem geleneksel hem de modern araçlar kullanılarak üretilen Maraş burma bileziği, hasır örgü, arı peteği, kafesli kordon, alyans, kolye, bilezik, kemer çeşitleri yurt içinde ve yurt dışında pazarlanmaktadır. Türk Patent Enstitüsü tarafından yapılan incelemelerin ardından Maraş burma bileziği coğrafi işaret olarak tescillenmiştir. Dört eşit boyda altın telin çivi ve mengene yardımıyla örülmesi sonucu elde edilen Maraş burma bileziğinin üretimi örme, kalıplama ve kilit sistemin montajı aşamalarından oluşmaktadır.

Kuyumculuk sektörünün en fazla geliştiği illerden olan Kahramanmaraş, Maraş burması, kafesli kordon gibi geçmişten günümüze üretmiş olduğu geleneksel modellerin yanı sıra modern tasarımlarla da sektördeki yerini güçlendirmektedir. Maraş altınlarının rağbet görmesinin bir nedeni de hammadde olarak genellikle 22 ayar altın kullanılmasıdır. Üretilen ürünlerin sahip olduğu ekonomik ve estetik değer, kuyumculuğun canlılığını korumasını sağlamıştır. “Kahramanmaraş İli Geleneksel Takılarından Maraş Burması Üzerine Bir Araştırma” adlı tez çalışmasında yer alan anketten elde edilen verilere göre (Coşkun, 2012:69-87); kuyumculuğa olan ilginin devam ettiği, kuyumculuğun aileden değil %86,7 oranında ustadan öğrenildiği, araştırmaya katılanların çoğunluğunun gelirlerinden memnun oldukları, altın işlemede kullanılan tekniklerin geçmişe oranla geliştiği anlaşılmaktadır.

Abacılık :

Dokuma tezgâhında dokunan, gömlek üzeri giyilen nakış işlemeli, yakasız, kısa kollu bir yerel kıyafet olan aba, kışın sıcak, yazın serin tutması ve yağmur geçirmemesi sebebiyle Kahramanmaraş’ta eski dönemlerde çokça kullanılmış geleneksel bir giysidir. Kahramanmaraş’ta kırmızı aba, boz aba, ibrişimli kırmızı aba, güreş abası, Bertiz abası gibi farklı çeşitleri bulunmaktadır. Geçmiş dönemlerde hali vakti yerinde olan insanlar tarafından ibrişimli kırmızı aba tercih edilmekte, zenginliğin simgelerinden biri olarak kabul edilmekteydi. Fakir kesim nakışsız ve motifsiz abayı kullanırken, orta gelirli halk genelde motifi az olan abayı tercih etmekteydi. Aba üzerindeki her motife ‘sandık’ ismi verilmektedir. Abada 9 sandığın bulunması giyen kişinin çok zengin biri olduğunu göstermekteydi. Sandık sayısı arttıkça abanın değeri de artmaktadır.

Dokuma malzemesi olarak kuzu yünü kullanılır. Dokumada gömme tezgâh denilen el tezgahı kullanılmaktadır (Anonim, 2010a). Siyah tura iplikle zikzak yapılarak dikilmektedir. Önünde düğme ve ilik yoktur. Koltuk altı dikilmez ve cepsiz olarak yapılır. Bazı abaların omuz başlarına veya sırtın tam ortasına 7 delikli mavi göz boncuğu yerleştirilir ve etrafına iğde dikilerek süslenir (Savaş, 2004:108.) Aba yapımında kullanılan motifler sehpa örtüsü, masa örtüsü, kırlent gibi eşyaları süslemede de kullanılmaktadır. Kahramanmaraş’ta aba yapan tek usta olan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Geleneksel Türk El Sanatları Sanatkârları listesinde kayıtlı olan 1971 doğumlu Hüseyin Gülegül, bu mesleğin ailesi tarafından 6 kuşaktır yapıldığını belirtmektedir. (Anonim, 2010a).

Bıçakçılık:

Kahramanmaraş Merkezde Demirciler Çarşısında ve Merkeze 32 km uzaklıkta olan Hartlap Köyünde bıçakçılık yapılmaktadır. Üretilen bıçaklar il içinde ve il dışında alıcı bulmaktadır. Bıçak üretiminde çelik, tosak ağacı, boynuz, plastik ve fiber ana malzemeler olarak kullanılmaktadır. Bıçakların çelik veya demir olan kısmına “namti” denilmektedir. Namti yapımında geçmişte tren yollarına döşenen raylar kullanılmıştır. Ray demirlerinin kullanılma sebebi bu rayların üretiminde kullanılan demirin kaliteli olması ve daha keskin bıçaklar elde edilebilmesidir. Günümüzde namti yapımında ise çelik şeritler kullanılmaktadır (Y. Demir ile kişisel iletişim, 11 Eylül 2012). Çelik şerit kullanımının Kahramanmaraş’ta çelik sanayinin gelişmeye başladığı 1990’lı yıllardan itibaren arttığı düşünülmektedir. Bıçağın sapının yapımında ise “tosak ağacı”, boynuz, plastik ve fiber tercih edilmektedir. Sert, dayanıklı ve işlenmesi kolay bir yapıda olan tosak ağacı, 1990’lı yıllara kadar bıçak sapının yapımında kullanılan temel malzemedir. Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinden, Düldül Dağı’ndan, Hatay’ın Erzin ve Yayladağı ilçesinden temin edilebilmektedir. Boynuz olarak koç boynuzu ve keçi boynuzu kullanılmaktadır. Günümüzde tosak ve boynuz saplı bıçak üretimi azalmış ağırlık olarak plastik ve fiber saplar kullanılmaya başlanmıştır. Bu malzemelerin kullanımının yaygınlaşma sebebi kolay temin edilebilmeleri ve ucuz ve seri üretime imkan vermeleridir. Plastik saplar Kahramanmaraş’ta sanayiden hazır olarak alınabilmekte ve namtilere monte edilmektedir. Hartlap Köyünde eğri bağ bıçağı, maskot bıçağı, cep bıçağı, ges boy bıçak, orta boy bıçak, kurban bıçağı, meyve bıçağı, kasap bıçağı, kıyma bıçağı gibi bıçak çeşitleri üretilmektedir. Her bıçak çeşidinin yılan dili, söğüt yaprağı, böbrekli ve topak olarak adlandırılan şekilleri vardır. Ayrıca üretilen bıçakları kapanır ve kapanmaz olarak da ikiye ayırmak mümkündür (Ö.Çelik ile kişisel iletişim, 11 Eylül 2012). Köyde üretim evlerin altında bulunan atölyelerde gerçekleştirilmekte ve genelde tek usta çalışmaktadır. Köyde bulunan bıçakçıların çocukları bıçakçılığı öğrenmiş ancak geliri azaldığı için bırakmıştır. Yanlarında yetişen çırakların da birçoğu bıçakçılığa devam etmemiştir. Bu yüzden geçmişte evlerin altında 35’e kadar çıkan bıçakçı atölyesi sayısı günümüzde 10-15’e kadar düşmüştür.

Demircilik :

Çin ve Arap tarih ve coğrafya kaynaklarında Türkler eski çağlardan beri demiri en iyi işleyen millet olarak tarif edilmektedir. Türk destanlarında demircilere sıkça yer verilmesi, demircilerin kutsallığına inanılması, günümüzde Kahramanmaraş’ta ve Türklerin yaşamakta olduğu pek çok yerde yeni ölmüş birinin üzerine bıçak, makas gibi demirden eşyalar koyulması, pek çok belde ve köy isminin demirciler, demirci v.b adlarla anılması gibi pek çok olgudan demirin ve demirciliğin Türk kültür ve inanışındaki önemi rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Kahramanmaraş’ta ağırlıklı olarak Demirciler Çarşısı’nda faaliyet gösteren demirciler; kancalar, zincirler, tarım araçları ve benzeri metal yapılı eşya ile demir ve benzeri maden parçalarını bükerek, döverek veya kalıpla biçimlendirmektedir. Demircilik diğer geleneksel el sanatlarında ve sanayi de kullanılan pek çok el aletinin isteğe göre şekillendirildiği bir meslek konumundadır. Demirin istenilen sertlikte şekle sokulabilmesinin tek yolu demircilerden geçmektedir. Taş işlemeciliğinde taşa şekil vermek için kullanılan demir kalemler, bir çekiç türü olan madraha, çarpacak ve diğer geleneksel el sanatlarında kullanılan pek çok el aleti demirci ustaları tarafından özel olarak yapılmaktadır. Çekiç, örs, mengene, ocak gibi araçları kullanarak demire şekil verip Kahramanmaraş’ta bu eski mesleği devam ettiren ustalar Demirciler Odasına bağlı olarak faaliyet göstermektedir.

 

Keçecilik :

Koyun ve kuzu yününden yapılan keçe, soğuğa karşı güçlü yalıtım özelliği ve dayanıklılığından dolayı geçmişten günümüze kullanılmaktadır. Kahramanmaraş’ın geleneksel giysilerinden olan ve başa giyilen keçe külah, çobanların giydiği kepenek, Maraşlı keçeciler tarafından üretilmektedir.

Keçenin yapılışı: Yüncülerden temin edilen kuzuların birinci kırkım yünü makineye atılarak ayıklanmakta ve ayrıştırılmaktadır. Makineden çıkan yumuşak ve ayrıştırılmış yün yerde bir naylon üzerine serilmektedir. Serme işleminden sonra naylon yuvarlanarak aradaki yün sıkıştırılmakta ve düzleştirilmektedir. Daha sonra depik makinesine girmekte oradan da tezgaha geçerek su ve sabunla ıslatılıp yuvarlanarak pişirim işlemi yapılmaktadır. Su ve sabun yünün kaynaşmasını, birleşmesini, düzleşmesini ve yumuşamasını sağlamaktadır. Yünün içerisinde pıtırak ve benzeri maddeler varsa bu aşamada ayıklamada bıçak kullanılmaktadır. Sonra tekrar depik makinesine girmekte çıkışta da tekrar su ve sabunla düzleştirme ve birleştirme devam etmektedir. Son aşamada hazırlanan keçe kurumaya bırakılmaktadır. Üzerindeki desenlerin yapımında siyah koyun yünü ve kırmızı yün boyası kullanılmaktadır. Günümüzde Kahramanmaraş’ta bakırcılar çarşısı civarında iki keçeci dükkanı bulunmaktadır. Ustalar gelirlerinin az olmasında dolayı yeni çırak yetişmediğini ve mesleklerinin kendileriyle birlikte kaybolacağını dile getirmektedir.

Kordon İşlemeciliği :

Yöre halkı tarafından günümüzde tanınan bir el sanatı olmamakla birlikte Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesinde geçmişten kalan örnekleri bulunmaktadır. Maraş işinde kullanılan sim sırmaların eğrilerek bir araya getirilmesiyle kordon elde edildiğinden, kordon işlemeciliğinin de ilimizde geçmişte yapıldığı düşünülebilir. Yazılı kaynaklarda da kordon işlemeciliği ile ilgili olarak herhangi bir veriye rastlanılmamıştır. Sim sırma ustası olan Aysun Ciğer, müzede gördüğü eserleri kordon işlemeciliği örneği olarak adlandırmış, eserlerdeki teknik ve motiflerden yola çıkarak kordon işlemeciliğini öğrenmiştir. Usta-çırak ilişkisi içerisinde geleneksel bir aktarım söz konusu değildir. 2009 ve 2011 yıllarında Kahramanmaraş İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bünyesinde Maraş İşi Kordon İşlemeciliği Kursu açılmış ve Aysun Ciğer eğitimci olarak görevlendirilerek kordon işlemeciliğinin günümüze aktarımı sağlanmıştır. 2012 yılı içerisinde kordon işlemeciliği Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü modüler sistemine de kaydedilerek ilerleyen zamanlarda kurs açılmasına olanak sağlanmıştır.

Kordon işlemede gergef, makas, iğne gibi araçlar ve ayna, renkli kumaş, pul, boncuk, inci, kordon ve kordon rengi ip gibi malzemeler kullanılmaktadır. Genelde kalın atlas ve saten kumaş kullanılır. Sim, altın, gümüş ve ibrişim iplikleri eğrilerek en az 10 en fazla 30 kat kıvrılarak kordon elde edilir. Kordon, gergef üzerine sabitlenen kumaşın tek yüzeyine yine kordonun elde edildiği iplikle desen oluşturularak sabitlenir. Desen oluştururken kordonun üst üste gelmemesine dikkat edilir. Kordon kumaşın altına hiçbir zaman geçmez. Tek yüzden işlenen bir el sanatıdır. Kordon işlenen kumaşın altına astar çekilmektedir. Gelinlik, nişan kıyafeti, seccadeler, gece çantaları, oda takımları, masa örtüleri, cepken, şalvar gibi ürünler üretilebilmektedir. Motif olarak çiçek, dal, yaprak, çirtik motiflerinin çoğunlukta olduğu simetri ve özgün desen tasarımlarıyla oluşmuş bir nakış türüdür. Çiçek desenlerinin orta kısmına ayna veya farklı renk kumaş yerleştirilerek desene hareket kazandırılabilir. Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi envanterinde cepken, ceket, işlemeli başlık, kısa şalvar gibi kıyafetler üzerinde kordon işlemeciliği örnekleri bulunmaktadır.

Köşkerlik :

Günümüzde Kahramanmaraş’ta yemeni ve çarık üretimi yapan atölyelerde bot şeklinde olan “kelik”, kadınların giydiği “edik”, düğün nişan ve özel günlerde giyildiği bilinen “tokalı Osmanlı yemenisi” günlük yaşamda giyilen fatih yemenisi, saray ve ev içinde giyilen “tokalı ve tokasız saray yemenisi”, tarla, bağ, bahçede çalışırken giyilen “Karadağ çarığı” geleneksel yöntemlerle üretilmektedir. Ürünlerin orijinal yapısı ve geleneksel üretim şekli, Hollywood yönetmenlerinin ilgisini çekmiş ve Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Truva, Fetih 1453 filmlerinde kullanılan çarıklar Kahramanmaraş’ta üretim yapan köşkerlerden temin edilmiştir (Baysal,2012). Yunanistan’a, Amerika’ya, İngiltere’ye, İrlanda’ya çarık ihracatı yapılmaktadır. Yurt dışında pek çok otel otantik bir görüntü sunmak amacıyla personeline Kahramanmaraş’tan temin ettikleri çarıkları giydirmektedir. Çarık ve yemenilerin yapımında manda, sığır, koyun ve keçi derileri kullanılmaktadır. Deriler işlenirken kireçli toprak ve palamut ağacının yaprakları kullanılır. Derinin içindeki öz yumuşatıldıktan sonra koyun ve keçinin iç organlarındaki yağlar eritilerek, deriler toprak üstünde yağlanır. Derileri renklendirmede kök baya ve toprak boya kullanılmaktadır.

Boyalar deriye sürüldükten sonra boyalı kısım ince yağlarla yağlanarak boyanın derinin içine işlemesi ve yumuşaması sağlanır. Osmanlı döneminde siyah rengi kocasını kaybetmiş dul kadınların, kırmızı rengi evli kadınların, sarı rengi bekâr genç kızların, yeşil rengi yaşlı kadınların, portakal rengini nişanlı olan genç kızların tercih ettiği bilinmektedir. Dikme işleminde kullanılan pamuk ipler bal mumuylamumlanmakta ve böylece su geçirmeleri ve çürümeleri önlenmektedir. Çarık ve yemenilerin üretiminin hiçbir safhasında makine kullanılmamakta ve elde dikilmektedir.
Oyacılık :

Oyacılık, Kahramanmaraş genelinde bilinen, gencinden yaşlısına hemen her yaştan ev hanımları tarafından işlenen geleneksel el sanatıdır. Yatak örtüsü takımları kenar süslemeleri, masa ve sehpa örtüleri, örtü kenarları, kadın giysilerinden eşarp ve başörtüsü kenarları, gecelik yakası gibi yerlerde uygulanabilmektedir. İşlendikten sonra kumaş kenarlarına iğne iplik ile tutturularak kullanılmalarının yanı sıra başlı başına bir örtü olarak da işlenebilmektedir. Motif olarak bitki motifleri, geometrik şekiller kullanılmaktadır. Genellikle evlerde genellikle dekorasyon amaçlı kullanılmakta ve genç kızlara çeyizlik olarak işlenmektedir. Kendi ihtiyacını
karşılamanın yanı sıra çevresine oya işleyerek aile ekonomisine katkıda bulunan
pek çok kadın bulunmaktadır. Oyaların kullanımı gün geçtikçe azalmaktadır.

İğne Oyası: İğne vasıtası ile ipliğin düğümlenmesi yapılır. Genellikle kenar motifleri
yapılır. Sağdan sola doğru işlenir.
Mekik Oyası: Mekik adı verilen bir araçla işlenen oya türüdür. Mekik ile birbiri
ardına zincirler meydana getirilmekte ve bu zincirler iğne veya tığ vasıtası ile
yarım daire veya tam daire şeklinde birleştirilerek motifler oluşturulmaktadır.
Çabuk yapılan ve işlenmesi kolay bir oya çeşididir.
Firkete Oyası: Tığ ve firkete vasıtasıyla yapılır. Firketenin iki kenarı arasına sarılan
ipliğin tığ ile orta kısımlarının birbirine bağlanıp işlenmesiyle meydana getirilir. Oyanın genişliği firketenin genişliğine bağlıdır.
Boncuk Oyası: Dikiş iğnesi ve tığ kullanılarak çeşitli renklerde boncuklarla, ipliklerle yapılır. Boncuklar oya üzerine yerleştirildiğinden örgü ve motifleri diğer oya türlerinden ayrılmaktadır(Anonim, 2002). Daha çok başörtülerinin kenarlarında kullanılmaktadır.

Oymacılık :

Selçuklular döneminden beri Türklerin yaşadığı bölgelerde rastlanılan oymacılık sanatı, Kahramanmaraş’ta gelişme gösteren ve hala canlılığını korumakta olan geleneksel el sanatlarından biridir. Oymacılıkta şimşir, meşe, ıhlamur ve özellikle ceviz gibi işlemeye elverişli ağaçların kurutulmuş keresteleri kullanılmaktadır. Çiçek, nebat ve hayvan şekillerinden stilize edilerek meydana getirilen geleneksel motifler, iskarpileler (oyma kalemleri) ile mobilya ve süs eşyaları üzerine işlenmektedir. Çeyiz sandığı, rahle, gazetelik, şifreli ziynet kutusu, aynalık, isimlik, tepsi, tavla, salon sehpası, televizyon sehpası, camekân, dolap, vitrin, şamdan, sandalye, minber, vaaz kürsüleri v.b ürünler üretilmekte, yurtiçi ve yurt dışına satışı gerçekleştirilmektedir. Günümüzde mimaride özellikle camilerin iç mekânlarının döşeme ve kaplamalarında oymacılık ürünleri kullanılmaktadır. Oyma eşyaların üretiminde %80’ninde ceviz ağacı kullanılmaktadır. Kavak, gürgen ve çam ağacı da kullanılan diğer ağaçlardır. Hammadde olan bu ağaçların hızarda uygun ebatlarda biçilmesinden sonra elde edilen tahtalar birbirine monte edilmekte, üzerine motifler çizilmekte ve daha sonra oyma makinesiyle bu motifler işlenmektedir. Kabartmalar çekiç ve oluklu kesici kalemlerle yapılmaktadır. Perdah ve zımpara yapıldıktan sonra vernikleme işlemi yapılmaktadır (Ozan, 2001:66).

 

Semercilik :

İnsan ve yük taşımak amacıyla binek hayvanlarının sırtına bağlanan hayvan koşumlarına semer adı verilmektedir. Semerciliğin geçmişi çok eskilere dayanmakla beraber günümüzde yeni çırak yetişmemekte ve giderek kaybolmaktadır. Kahramanmaraş’ta bu işle uğraşan birkaç dükkân kalmıştır. Semercilikte keçe, deri, ot, çivi, çınar veya meşe ağacı kerestesi, telis, çivi, raptiye gibi malzemeler ile çuvaldız, çeşitli iğneler, biz, bıçkı bıçağı, makas, pense, el demiri, ot demiri gibi araçlar kullanılmaktadır. Keçeler yine Maraş’ta bulunan keçecilerden temin edilmektedir. Semer yapımına iç telisinin biçilip dikilmesiyle başlanılmaktadır. Sonra telisin içine berdi (ot) yerleştirilmektedir. Bu işlem sonunda ortaya çıkan semerin iç kısmına “kürtün” adı verilmektedir. Suda ıslatılıp yumuşatılan deri, kürtün üzerine dikilmekte, hazırlanan ağaç aksam da derinin üzerine yerleştirilmektedir. Son olarak keçe semerin alt kısmına dikilmekte ve süsleme işlemi yapılmaktadır. Ağaç aksamın hazırlanmasında geçirme tekniği kullanılmaktadır. Parçalar deri kolonlar ve çivilerle birbirine tutturulmaktadır. Bir semerin yapımı 1-1,5 gün kadar sürmekte, kalite ve büyüklüğüne göre çeşitli fiyatlarda alıcı bulmaktadır. Kullanılan deri, keçe gibi malzemelerin orijinal olması nedeniyle maliyet fazla olduğundan fazla kar bırakmamaktadır. Geçmişte ürettikleri semerler temel ihtiyaç olarak görüldüğü için daha yüksek kar ile satabilen semerciler, günümüzde köylülerden geçmişteki kadar rağbet görmediklerini ve bu nedenle semerleri ucuza satmak zorunda kaldıklarını belirtmekte, eskiden müşterilerin semerin kalite ve süslemesine daha çok önem verdiklerini, günümüzde ise bu durumun o kadar da önemsenmediği anlatmaktadırlar.

 

Sim Sırma İşlemeciliği :

 

Kahramanmaraş’ta sim sırma işlemeciliği önceleri saraçlar tarafından yapılmaktaydı. Dulkadiroğlu Beyliğinden Osmanlı sarayına gelin giden Emine Hatun’un ve Fatih Sultan Mehmet’e gelin giden Sitti Hatun’un çeyizleri arasında sim sırma işlemelerin olması bu Türk el sanatının daha da tanınmasını sağlamıştır. Selçuklular döneminden beri yapıldığı bilinen sim sırma işlemeciliğine olan ilgi zamanla arttıkça saraçlıktan ayrılarak ayrı bir sanat dalı haline gelmiştir (Dalkıran,2005:31).
Sim sırma işleri geçmişte olduğu gibi bugün de gelinlik kızların çeyizleri arasında önemli yer tutmaktadır. Kahramanmaraş’ta bu işi yapan pek çok usta bulunmakta ve sim sırma işlemeciliği aktif olarak devam etmektedir. Sim sırma işlemede desenin altı özel olarak hazırlanan mukavva ile kabartılır ve 3, 5, 7 kat sırma desen üzerinden atlatılarak kenarlarda iplik ile karşılıklı tutturulur. Aynı işlem yan yana uygulanarak işlemeye devam edilir. Çok ince olmayan kumaşlara ve deri üzerine işlenir. Sim sırma da biri kumaşın ön yüzünden yürütülen arka yüzünden görülmeyen, diğeri kumaşın arka yüzünden yürütülen ön yüzünden görülmeyen iki tür iplik kullanılır. Araç olarak cülde, makaralık (cağ), askı, makat, dikiş iğnesi, çekiç, ütü, makas, biz, möhlüke (oygu bıçağı) kullanılır. Kullanılan desenler genellikle bitki motiflerinin stilize edilmesiyle oluşmuştur. Gül, lale, karanfil sık kullanılan motiflerdendir (Yakar, 2011:45). Fes, yaka ve kolluklar, bindallı, sabahlık, gece mantoları, çantalar, masa örtüleri, perdeler, kadın ayakkabıları, terlikler, seccadeler, bohçalar, gözlük kılıfları, sedir örtüleri, yastıklar, Kur’an kapları, geleneksel erkek giysilerinden Maraş abası, palaska, yelek, şalvar, yağlık, çevre ve zıbınların uygun yerlerine sim sırma uygulanmaktadır.

Sim sırma işlemeciliği 1947 yılında Maraş Kız Meslek Lisesi bünyesinde sim sırma işlemeciliği bölümünün kurulmasıyla yeniden canlılık kazanmış ve moda gelişimine paralel olarak gelişimini sürdürmüştür (Dalkıran, 2005:32).

Taş İşlemeciliği :

 

Geçmişten günümüze mimari yapıların inşasında önemli bir yere sahip olan taş işlemeciliği Kahramanmaraş’ta varlığını günümüzde de sürdürmektedir. Taş işlemeciliği çoğunlukla Mağaralı Mahallesinde ikamet eden ustalar tarafından icra edilmekle birlikte, şehrin diğer kesimlerinden yetişmiş ustalar da bulunmaktadır. Taş işleme ustaları tarafından şekil verilen taşlar; cami kaplamaları, minare, mihrap, minber, kürsü, yazlıklar, çeşme, şömine, şadırvan, saat kulesi gibi yapıların inşasında kullanılabilmektedir. Maraş’ta son dönemde inşa edilen en büyük mimari yapılardan olan ve dışı tamamen taş kaplama olan Abdulhamithan Camii’nin inşasında da Maraşlı taş ustaları çalışmıştır.

Taş işlemeciliğinde moloz taş ve kesme taş adı verilen iki tür taş kullanılmaktadır. Moloz taşlar sert yapılarından dolayı sanat kaygısı güdülmeyen bahçe duvarı, yer kaplamalarında kullanılmaktadır. Kesme taşlar ise yumuşak ve işlemeye elverişli olduklarından mimari yapıların hemen her yerinde istenilen ölçü ve motiflerle kullanılabilmektedir. Kesme taşlara tüf taşı denilmektedir. Gaziantep’in Topaktaş mevkiinden gelenlere topaktaşı, mağaralarda çıkan taşlara havara taşı denilmektedir. Minarelerin büyük çoğunluğu havara taşlarından inşa edilmektedir. Kahramanmaraş’ta taş işleme atölyelerinde kullanılan taşlar Gaziantep Topaktaş mevkiinden ve Kayseri’de Tomarza, Gesi, Hotcağız’dan volkanik tüf taşlarından temin edilmekte ve 30×60-70 santim ebatlarında çıkarılarak taş işleme atölyelerine getirilmektedir. Taşlar gri, siyah, gül kurusu, kahverengi, sarı renklerde olabilmektedir. Atölyeye gelen taşlar önce testereye girerek istenilen ölçüde kesilmektedir. Kaval, armudi, kavalkepçe, lale, papatya gibi geçmişten günümüze kadar gelen birçok motif önce karton veya alüminyum levha üzerine çizilmekte, sonra ortaya çıkan şablon makasla kesilerek taşın üzerine aktarılmakta ve yontma işlemine geçilmektedir. Yontma işleminden önce taşlar su havuzunda bekletilerek yumuşatılmaktadır. Taş işlemeciliğinde testere, kompresör, hava tabancası, spiral gibi makinaların yanı sıra tabanca, madraha, çarpacak, kalem gibi aletler kullanılmaktadır.

Yorgancılık :

Yorganların dışında saten, satenin altında beyaz astar ve dolgu malzemesi olarak da pamuk kullanılmaktadır. Kenar dikişleri makine ile yapıldıktan sonra üzerlerindeki motifler, 3 numara dikiş iğnesi ile ustanın maharetine göre şekillenmektedir. İç dolgu olarak genellikle pamuk ve elyaf tercih edilmekle birlikte yün de kullanılmaktadır. Yorgancılar elde yaptıkları yün döşek, gelin işi yatak, beyaz mitil yorgan gibi ürünlerin yanı sıra dikiş makinesiyle karyola örtüsü, seccade gibi işleri de yaparak gelirlerini artırmaya çalışmaktadır.

Motifleri saten üzerine iğne ile dokuma işlemine “sırıtma” adı verilmektedir. Motif olarak buket lale, tavuz kuşu, deniz yıldızı, bülbül ve gül, kelebek, yelpaze, tavan nakışı, zincir, bahar dalı, mor menekşe gibi motifler kullanılmaktadır. Yorganın sateni ve altının “mermerşahi (yorganın alt beyaz kısmı)” makinede dikilmektedir. İç kısmı dışa çevrilerek yere serilir. İç olarak hazırlanan kabartılmış haldeki 3,5 kg pamuk, yerde saten kısmı üste gelecek şekilde serili olan örtünün üzerine yayılır ve iki taraftan yuvarlanarak dürüm şeklinde katlanır. Tekrar doğru yüzü döndürülür. Pamuk bu şekilde içe geçmiş olur. İnce bir değnekle dıştan vurularak dıştan özenle düzlenir. Her tarafı eşit incelikte olur. Pamuğun toplanmaması için “mafta (ilgi)” yapılır. 12 cm. enliliğinde kenar çekilir. Müşterinin isteğine göre gerekiyorsa “çıpkı (tebeşire bulanmış ipi yorganın üstüne gererek izi yorganın üzerine gererek ortasını bulma ve tebeşir izinden yola çıkarak çizim yapma)” yapılır. Motiflerin çiziminde karton kalıp kullanılır. Daha sonra üç numara iğne yorgan üzerine geleneksel motifler işlenerek sırıtma yapılır ve yorgan tamamlanır. Sırıtmanın azlık çokluğuna göre bir yorgan ortalama
1-2 günde tamamlanır.

Kahramanmaraş merkezde, geneli Kahramanmaraş Kalesinin doğusunda yer alan 12 adet yorgancı esnafı bulunmaktadır. Yorgancılığı Darende’de Yorgancı Kamil Şimşek’ten öğrenen yorgancılar, memleketlerine dönerek mesleği Kahramanmaraş’ta devam ettirmişlerdir. Darende de mesleği öğrenen birkaç usta burada da çırak yetiştirmiş ve bugün dükkan açanların sayıları 12’yi bulmuştur. Yorgancılık mesleğine günümüzde ilgi azalmış olduğundan yeni çırak yetişmemektedir. Yaz aylarıyla beraber artan düğünler için çeyizlik olarak hazırlanan saten yorganların satışıyla birlikte yorgancıların da gelirleri bu mevsimde artmaktadır. Genellikle çeyizlik olarak dikilen yorganların pamuk, saten, yün v.b malzemelerini oğlan evi almakta, kız evi ise sırıtma masrafını üstlenmektedir.

Saraçlık :

Saraçlar biz, çekiç, pergel, makas, iğne, pense gibi aletleri kullanarak hamut, kedene, eğer, belleme, aşırtma, kolon, beygir paldını, at boncuğu, yular, kılıf, deri önlük, kemerlik, hasır işleme, sarka, hayvan süslemeleri, cüzdan, heybe, kabza ve benzeri ürünleri geleneksel yöntemlerle yapmaktadır. Kullanılan deri, Kahramanmaraş ve Gaziantep tabakhanesinden; zincirler, demirciler çarşısından; keçeler ise Kahramanmaraş’ta üretim yapan keçecilerden temin edilmektedir. Deri olarak sığır derisi tercih edilmektedir. Sim sırma (Maraş işi) da geçmişte eğerlerin üzerine yapılan süslemelerden ortaya çıkmış ve gelişip zenginleşerek ayrı bir el sanatı haline gelmiştir. Geçmişte kadınlar tarafından evde hazırlanan sim sırmalar, saraç ustaları tarafından dükkâna getirilerek eğer üzerine yerleştirilmekteydi. 50 yıl önsesine kadar Kahramanmaraş’ta saraçlar çarşısında bu işle uğraşan 28 dükkân olduğu bilinmektedir. Günümüzde ise değişen sosyal ve ekonomik nedenlerden dolayı saraçlar çarşısında dükkân sayısı 6’ya kadar düşmüştür. Saraçların tamamı mesleği babasından veya dedesinden devralarak devam ettirmiştir. Sayılarının azlığından dolayı kendi derneklerini kuramamakta ve Köşkerler Derneği çatısı altında birleşmiş bulunmaktadırlar.

 

XIX. yüzyılın başlarında saraçlık ürünlerini satın alırken ihtiyaç karşılamanın yanı sıra ürünlerin üzerindeki işlemelerden dolayı görsel güzelliğe de önem verilmekteydi. Günümüzde bu görsellik önemini yitirmiş ve alıcılar sadece ihtiyaçlarını karşılama amacını güder olmuştur. Maraş’ta meydana gelen sosyal ve ekonomik değişim sonucunda tarım ve hayvancılığın iyice azalması, gelişen ulaşım imkânları sonucunda at, eşek gibi binek hayvanlarının yerini araba ve traktörlerin almasıyla saraçlık ürünlerine olan ilgi azalmıştır. (Günay, 201:166) Ancak el sanatlarının birçok dalındaki ustaların aksine saraçlar, gelirlerinden memnun olduklarını, mesleğin hala iyi bir getirisi olduğunu ifade etmektedirler.

 

 

Kaynakça:
ÇALIŞ, Hikmet (2014). Kahramanmaraş’ta Geleneksel El Sanatları. Akdeniz’in Altın Kenti Kahramanmaraş. Kahramanmaraş İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayını, 303.
DEDEOĞLU, Mesut (1996). Dünden Bugüne Maraş. Lazer Ofset, Ankara.